Salı, Haziran 28, 2016

İstanbul Şişli Kız Yurdu

Reklam köşemizde bu öğretim yılında yine İstanbul'daki Kız Yurdu, Avrupa Kız Yurdu var. Kız yurtları içinde bir inci Avrupa Kız Öğrenci Yurdu. Ahaha. İstanbul Şişli Mecidiyeköy'de. Motor amcamlar biraz gezinsin siteyi, yeniledik ettik o kadar.
Avrupa Kız Yurdu'nun güncellenen internet sayfası için tıklayın.

Pazar, Kasım 08, 2015

dirlig

Yoksa siz hâlâ dirlig.org'a girmeyenlerden misiniz?

Pazartesi, Temmuz 06, 2015

Rüya

Karşı daireye taşındığımdan beri tekrardan rüya görmeye başladım. Yeri yadırgadım sanırım. Her şey bir önceki yaşadığım yerin tam tersinde. Mutfağa giriyorum dolap solda değil sağda, tuvalete giriyorum havlu solda değil sağda, salon bir öncekinin tam tersi yapıya sahip vs...

Eski sevdiklerimden birini gördüm ilk gün, sonra kabuslar...

Dün de, ters yola girmişim arabayla. Geri geri çıkıyorum otobanda, Oktay Vural el ediyor, duruyorum. Yav yapma etme, yok! Trafik cezası kesiyor. Yakında bir yerde kağıt fabrikası olduğunu söylüyor. Diyorum ki, aa iyimiş toplu kağıt alayım da gazete çıkarırız. Sonra fabrikada da çılgın hikayeler sürüyor.

3 gün önce de hamile olduğum fantaksik bir hikaye vardı rüyamda. Seviyorum rüya görmeyi.

*Durun hemen atlamayın "aslında hep rüya görüyoruz da hatırlamıyoruz" falan diye. Yav he he.

Perşembe, Temmuz 28, 2011

Böyle blogger falan

ne güzeldi vakti zamanında blogger. hep dutluktu. perpanın oralar da dutlukmuş annem söyler. ben anladım sivile alışma süreci çok sancılı geçecek. böyle yabancı kalmışım her boka. oh be ne harf sayısı kısıtlaması var ne bir şey. amko twitter. ama güzelmiş. telefonla kullanmak için on numero.

Pazartesi, Mayıs 30, 2011

yarbay naber ya

bunu da tarihe not düşeyim.

Cumartesi, Mayıs 28, 2011

pardon

Mahkemede daha önceki ifadelerini tekrar eden Efe, “İlhan Cihaner’i 2009 yılında orduevinde sabah kahvaltıda Albay Dursun Çiçek ve rütbeli birkaç subayla gördüm” dedi. Bu sırada söz alan Dursun Çiçek ile Gizli Tanık Efe arasında ilginç bir konuşma yaşandı. Gizli tanık Efe’nin Dursun Çiçek’i ordu evinde gördüğünü söylemesi üzerine Efe’ye soru yönelten Çiçek, “Ne giyiyordum” diye sorunca ilginç bir tartışma başladı...

DENİZCİ YEŞİL GİYMEZ!

D.Ç:
Beni orduevinde gördüğünü söylüyorsun. Peki ben o gün ne giyiyordum?

EFE: Üzerinde yeşil resmi bir üniforma vardı.

D.Ç: Denizciler yeşil üniforma giymez.

EFE: Pardon karıştırdım, beyaz bir üniforma vardı.

D.Ç: Ocak ayında beyaz üniforma mı giyiyordum?

EFE: Tam olarak hatırlamıyorum. Başka bir renk olabilir.


Başka sorum yok hakim bey.

Çarşamba, Mayıs 25, 2011

Irrh

Ya nasıl pis enerji birikmiş anlatamam. Oturduğum yerde televizyon, televizyonda kahpeler.

Siyaset yapamasam dağa çıkardım diyen, pkk leşlerinden gerilla diye bahsedip Yunus Emre'den kahramanlık şiirleri okuyan Sırrı Süreyya nasıl, ne zaman adam oldu? Güzel güzel konuşabilmek için ağızdan bok değil iyi laf çıkmalı.

Zaten her taraf orospu çocuğu doldu da "Tsk nasıl olur da ateşkes ilan eden pkklıları öldürür" deniyor. Bu denir oldu. Bu 8 yıldır denilebilir oldu. Apo konuşur, belediye önüne başka bayrak çekilir, siyasetçiler şantaj kasetleriyle gönderilir, teröristi meclise genç teğmenleri çilehaneye gönderilir, Yunanistan'ın işgal ettiği adacıklarımıza ses çıkarılamaz oldu. Tayyipçiler yine tayyip ne yapsın diyecek. Ben mi yapayım?

İşte eğer bir kaza olur da Mhp baraj altında kalırsa(ki böyle bir ihtimal görmüyorum) biz yapmak zorunda kalacağız. Mecliste rahatça dönebilecek kahpeliklere sadece biz bir şey yaparsak dur diyebileceğiz. Kavgayı başlamadan bitirin. 12 Haziran'da sandığa gidin, kahpelere cevap verin.

Pazar, Mayıs 01, 2011

Boza

2011 Boza Gününün sonuna gelinmiştir herhalde. Bozaya selam, damara devam. Sayılacak, say!

Cumartesi, Nisan 30, 2011


Polis Bozkurlar diye bağıramaz mı? Nasıl neye tepki? Nasıl bunun için bir polise soruşturma açılabilir? Valiliğin tek yapması gereken soru soran gazetecilere bunda bir şey olmadığını, bozkurdun mitolojimizde var olduğunu söylemekken soruşturma başlatmış, görev değişiklikleri başlamış. İmamdan mı Tayyip'ten mi bu korku? Nasıl bir örgüt?

nohono:234134-Bb-431-6400

tamekranizle

Perşembe, Nisan 28, 2011

2

1-
pazar olsa da behzat ç izlesek.
2-
firefox 4, win7'de on numaraymış.

Çarşamba, Nisan 27, 2011

50-60

Tayyo öğlen vakti petrol şirketleri boğaz kuyruğunda beklerken yılda kaybettikleri 1.5 milyar doları da ceplerinde tutsunlar diye hem İstanbul'da kalan üç beş yeşil alanı da bitireceğini ve milli bütçemizden en az 50-60 milyar doları yandaşlarına dağıtacağını, İstanbul'un nüfusunu 20-25 milyona çıkaracağını, iyice yaşanmaz saçma salak bir yere dönüştüreceğini mi söyledi?

Emin olamadım. Kanaldan geçen gemiden ne kadar para alınacak? Adam fiyatı çok bulursa kanal yerine Boğazdan geçme hakkını kim engelleyecek? "Çok gizli" kanal güzergahındaki arsaları son 6-7 ay içinde kimler satın almış? Projeden akan milyar dolarların kimlere ne şekilde gideceğini takip edebilecek miyiz? Proje ekolojik sisteme nasıl bir etki yaratacak, doğanın tepkisi nasıl olacak?

Yiğidi öldürür hakkını veririm. Ekonomiyi batırmadı, duble yollar iyi oldu. Gerisi yalan. Proje de şu olabilir. Petrol firmaları için olduğu çok açık, yani senin benim için değil. E cumhurbaşkanı olursa Haziran seçimleri de Akp'nin tek başına iktidar olabileceği son seçim. Gider ayak ihaleler, güzel şartlarla yandaşlarına en az 20 yıl sürecek proje içerisinde aksın. E iyi.

Ama yine de dinleyelim. Çılgın proje fikrine destek veriyordum. Güzel bir şey çıksın istedim, pek belirsiz bir şey çıktı. Söylemediği şeyleri de söylesin, dinleyelim.

He bi de daha çok çalar o tel. rahat ol, iki dakkada panik yapma.

+o ne kötü bir animasyon amk, sanarsın bana yaptırmışlar.

v a

vay bildiğim tüm kelimelerin(çoğu diyelim) amına koyayım. O nasıl bir son beş dakikaymış. 30'uncu bölüm son 5 dakikası.

Seni seviyorum da demiş savcı. Neler dememiş ki. Dünya'nın ekseni 12 santim kaydı sen bana bi santim yanaşmadın dedi ki güldüm.

Sırf onlar da değil tüm komiserleri geçmiş son beş dakka. Gerçek sevdadan bahsetmiş. Bazısı heyecan, bazısı eski yaralar, bazısı takıntı, bazısı özlem. Şöyle ya da böyle, vazgeçmeden gerçek sevdaların 5 dakikasıydı, çok güzeldi. o ne demek bilmeyen varsa önceki 29 bölüm dahil son 5 dakikayı izlesin. He yine de bir sik öğrenemezsiniz o ayrı.

Salı, Nisan 26, 2011

"Tabak İyi,

Ama çekin amına koyayım."

Meğerse böyle demiş Behzat ödül töreninde.

he

verebilseydim böyle bir dönemde oyum da o partiye giderdi, o ayrı.

Bitmez Bu Dava

Madem lafı geçti bir kesimde pek meşhur Ozan Arif'in türküsünü de yayınlayayım, aktarırken(embed ederken) yayınlamış mı yansıtmış mı olduğumu bilmeden.

O değil sanki MHP'li gibi oldum. O kadar Bahçeli, Ozan Arif falan. Aman, ben Türkeş'e küllük atanlardanım, hamd.

Boz

Hani ben de tayyo olsam ben de korkardım bozkurt lafından. Adını duyduğumda "hayvan"lığına laf atardım. Ne de olsa Türklüğe karşıyım. Tiksiniyorum. Ruhum bulanıyor, tüylerim kalkıyor Türk adını duyunca. Arap sikmiş beni. Arabın ve arabınkinin hastasıyım. Aynı kardeşlerim araplar gibi amerikanın köpeğiyim. Dediklerini yapıyorum tasmamı çok seviyorum.

Amerikan askeri Irak'a girdiğinde yanlarında Türk askeri olsun istiyorum. Türk, Amerikalı için ölsün diyorum. Çünkü Türk kelle, Apo sayın, Conininkini ağzınıza alın. Bu kadar basit. Hani bunda neyi anlamıyorsunuz kafam almıyor. Aynı haşmetli arap kralları gibi ABD müslüman öldürürse ses etmem. Hatta Allah onlara kolaylık versin, müslüman kadınlarına daha rahat tecavüz etsinler, Iraklı direnişçiler karşı çıkamasınlar diye televizyon önünde dua ederim. Ederim yani. Nasıl etmem seçimlerden önce başkanlarının huzuruna çıkıp izin aldıktan sonra? Nasıl Nato'nun Libya'da ne işi var tükrüğünü 3-5 gün sonra yalamam? Nasıl ABD'de Türk yetkililere rüşvet ödediği için özel işletme yöneticileri yargılanırken o rüşvetleri alanlar hakkında yargıya gitmem? Bu biraz alakasız oldu galiba ama sıkıntı yok. Yargı demişken Anayasa Mahkemesini ele geçirdiğimi söylemiş miydim? Yine ABD'deki porsumuş taşaklı reisimin polisinin CIA ile birleşerek Türk askerini kumpasa getirdiğinden ne haber? Beni beğemiyorsunuz ama çok çalışıyorum. Peki bunun karşılığını ne olarak alıyorum? Pis faşist Devlet Bahçeli'yle bozkurt kavgası verdim bilirsiniz. Bozkurt bildiğiniz köpek. Ben başkanı olduğum ülkenin, kurucu değerlerinin, onu bağımsız tutmuş tek öğenin, yani Türklüğün düşmanıyım. Bilirsiniz, söylemiştim. Peki Bozkurt ne? Güya bin yıllardır Türk'ün saygı duyduğu simge olmuş. Ergenekon(ki bu terör örgütüdür demiştim)'dan çıkamayan salak Türk'leri doğru yola yönlendirmiş güya. Mandaya karşı çıkan, aklı kıt uyuz olduğum Mustafa için halk Bozkurt demiş. Onun o gözlerini, duruşunu aklını, liderliğini ona benzetmişler. O durmamış Eski Türkiye'nin ilk paralarına bozkurt resmi bastırmış. Peh. Ben olsam iki yüzüne de kendi resmimi bastırırdım. Tamam fazla sallamayayım belki bir yüzünde Bush'un resmi olur. Tamam belki kendi resmim yerine de fetoyu kordum. Bunlar mesele değil. Mesele şu ki benim ele geçirdiğim Polis gücü içinde üç beş tane şerefli, haysiyetli, milletine milletinin değerlerine bağlı kişiler kalmış. Şu aşağıdaki vidyoya bakın. Benim polisim ben bozkurta köpek dedikten sonra rap rap bozkurtuz diye bağırıyor, yürüyor. Vay amk. Sivas İl Emniyet Müdürü'nün kulağını çekeyim hemen.



Not: O marşı seçen, böyle bir zamanda onurluca, mertçe, başı dik böyle yürütebilip "kim bunlar" diye haykıran amirimin taşaklarını yerim. Helal olsun. Polisimizin şerefi sizin ellerinizde.

Pazartesi, Nisan 25, 2011

Delika.lı Tayyip

  • Bdp'li teröristleri seçimlere sokmak istemeyen YSK'nın kararından sonra olanları izledik. Pipi kadar beyinlerinin tek bastığı şeyi yapıp Ptt'leri orayı burayı yakıp yıktılar. Devletin, vatandaşın, yaşam hakkının, zartın zurtun savunucusu olması gereken polis o sırada ne yapıyordu? Öyle Van'da Hakkari'de de değildi olaylar. Taksim'den Unkapanı'na. Üç memur, beş öğrenci, sekiz işçi birleşip ellerine döviz alıp yürüdüğünde hatta durduğunda kafalarına kafalarına sanki düşmana vuruyomuş gibi vuran, yerlerde sürükleyen İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, İstanbul'un ortasında kudurmuş köpekler köpekleşip benim senin yaşam hakkını tehlikeye soktuğunda- vergimin yarısı zaten o orospu çocuklarına giderken(bkz: kaçak elektrik, askeri harcamalar, fatura işçi sigortası bilmez işletmeler, şark tazminatları...)- bir de devletin Ptt'si ateşe verilirken ne yapıyordu? Hani düşünceler var. Birileri hakkında komplo hazırlıyor olabilir, sehven yüzlerce terörist telefon numarasını telefonunuza aktarıyor olabilir, hırsızlarına evinizin çalıştığınız yerin adresini veriyor olabilir, uyuşturucu veya kadın ticareti yapanlardan rüşvet alıyor olabilir. Olabilir yani. Olmaya da bilir. Ama işini yapıp devletin gücünü azgın teröristler üzerinde en sert şekilde göstermediğine eminim.
  • YGS şifrelerini protesto eden(gayet düzgün bir şekilde) gençlerin karşısına 10bin milis çıkarma teditini eden de bu ülkenin başbakanı. Hani geldiği günden beri yaptığı her işi Avrupa'ya sorup da yapan ama bir hafta önce size mi soracağız diye Yuropa diklenen başbakan. Sonra n'ldu Bahçeli 1000 bozkurtumla milislerini Kasımpaşa'ya kovalarım dedi. He doğru mu dedi soralım. Eğer ülkücü gençleri böyle işlerde kullanmaya niyetli bir MHP lideri olsaydı hiç bir soru belirmezdi aklımda. Ama geldiğinden beri yaptığı en doğru iş Ülkü Ocakları'nı ıslah etmek olan Bahçeli, ocaklarını eski yöntemleri kullanmak için harekete geçirebileceği lafını neden etti? Görüşüm tabii ki öyle iğrenç bir milis gücünün karşısına yeni ocakçıların(biliyorsunuz Bahçeli ıslahından sonra haraç toplayamayan, parti adıyla gidip insan kaldıramayan, lise önlerine gidemeyen yalancı ülkücüler Akp'li olmuştu) çıkmasının doğru olacağı yönünde. Peki Pkk'nın şehir gücü? Atsikleri yürürken Bahçeli onların karşısına ülkücü çıkarmayı neden düşünmedi? Şöyle söyleyeyim eğer öyle bir şey olsaydı, yani molotoflu Bdp'lilerin karşısına organize olmuş ülkücüler çıkıp çatışsaydı MHP'nin seçimde elini güçlendirirdi. Bahçeli karşıtı MHP'lilerin takıldıkları iki nokta var. Biri bu adam neden evli değil sorusu. "Sanane" kadar basit bir cevapla geçiştirilebilecek bu sorunun ardından ikinci olarak Bahçeli'nin yumuşak politikası geliyor. İlk soruyu soran tayyipçi Mhp'lilerin aksine bu kesim Mhp'ye bağlı, sert tabanı oluşturuyor. "Bahçeli eğer ocakları daha iyi kullansa, bunların karşısına çıkarsa bu orospu çocukları bu kadar rahat davranamazlar" diyor. Bahçeli Bdp'lilerin karşısına gençleri sürse bu seçim arifesinde çoğu Akp'ye kaçacak dediğim oyları ve çok dahasını kazanacağını biliyor. Fakat ıslah ettiği ocakları yeniden eski günlere döndürmemek, memleket içerisinde savaş çıkarmamak için ocakların iplerini sıktıkça sıkıyor. İşte o ip koptuğunda iç savaş çıkacak da benim sorum o değil. Bunu yapmayan Bahçeli neden Tayyogücü birliklerin karşısına çıkacağını söyledi? 1000 bozkurtumla 10000 milisi Kasımpaşa'ya dökerim lafı seçim öncesi hem bahsettiğim kesimi hem de ocakları, ocakçıları mutlu edecek, biraz da gazlarını alacak hem de bu güne kadar çok iyi yönettiği ocakların eski günlere dönme sevdasının önüne geçecek bir söylemdi. 40 yapardan daha akıllıca bir laftı.

Pazar, Nisan 24, 2011

Behzat Ödül Töreninde Ne Dedi?

nasıl anormal bir bölüm seyrediyor behzat ç.' de inanaman.

"seni seviyorum" diyemedi savcı betzat'a. behzat her şeye karışır şapkalı adamın dediği gibi. sonunu izleyemedim nar.tv nazlanıyor vidyoyu açmakta.

Perşembe, Nisan 07, 2011

Nasıl Olur?

Nasıl olur da bir kurumun, hem de TSK gibi bir kurumun kendine yapılan alçakça saldırılara cevap vermesi anormal olur? Kayseri Belediyesi veya ÖSYM'yi kurum başkanları bile değil, bahsi geçen mevzularda kesinlikle tarafsız olması gereken Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişiler salyalarla sümüklerle savunurken demokrasiyi hiç alkına getiremeyen beyin bug'ına sahip kişiler ve kalemlerinden pislik akan yazarlar bir kurumun kendini gayet nazik bir dille, belgelerle savunmasını neden garipserler?

Ki bahsi geçen yazı, eski ve halihazırda görevlerinde olan tutuklu TSK personellerini içeriden çıkarın anlamında bir yazı değildir. Özetle şu denmektedir:

"Bahsi geçen, darbe amaçlı olduğu ileri sürülen planlarla ilgili 2003'ten beri yeni bir belge yoktur. Geçen sene Gölcük'te bulunan dökümanlar da bunların bir kopyasıdır. Plan yapıldığı tarihte "a" mevkisinde olan şahıslar tutuklanmadan önce kuvvet komutanlığı kadar yüksek mevkilere gelmiş askerlerdir, o dönemlerinde de bu yönde en ufak bir delil mahkemenin huzurunda değildir. Tutuklama kararı verildiğinde yurt dışında görevde olan personeller gelip Türk adaletine teslim olmuşlardır.

Tutuklu yargılamak için mahkemenin, sanıklar aleyhinde kaçma veya delilleri değiştirme öngörüsünün olması gerekmektedir. Bu şartların yukarıdaki iki madde ile sağlanamadığı düşünülürse emekli ve çalışan personelimizin tutuksuz yargılanması gerekir."


Bunun neresi anti-demokratik? Bunun neresi darbeci ordu görüntüsü veriyor? Ya çok farklı görüyoruz ya da siz çok alakasız bir yere bakıyorsunuz.

KAZILAR

Bir de şu gömü mevzuları var. Hani bulunan silahlar, toplu mezar var diye açılan araziler. Hadi o tetikçi medya organlarının skandal diye sunduğu haberlerdeki son duruma göz atalım.

Toplu Mezarlar:
Bilinçli bir şekilde Ergenekon diye isimlendirilen(Emniyet tarafından bu ismin koyulduğu belli olmuştur) dava için getirilen gizli tanık-ki bu tanığın da gizliliği kalmamış, öz kız kardeşinin pezevenkliğini yapan, cinayetleri olan eski mahkum olduğu ortaya çıkmıştı- tarafından yönlendirilen mahkeme çeşitli yerlerde toplu mezar aramıştı. Belli gazeteler, televizyonlar, bu organize yıkım planına alet olarak TSK'nin toplu mezarlarının olduğunu bağırmıştı. Bahsi geçen kazılardan çıkan kemiklerin hepsinin hayvan kemikleri olduğu ortaya çıktı, malum medyadan ses çıkmadı.

Mühimmat Kazıları:
Lafı uzatmaya gerek yok hepiniz başlıktan neden bahsettiğimi anlıyorsunuz. Cumhuriyetin şu an vitamin halindeki evlatları da bu davayı, okullarda "Büyük İhanet" başlığı altında okuyacakları için hiç uzatmayayım.

Onlarca LAW silahı çıktı toprak altından. Doğrudur. Ama kullanılmış LAW'lar. Kullanılmış LAW silahı nedir bilmeyenlerimiz ve asla bilemeyecek aklı bir karış havada liboş kızlarımız için söyleyeyim: Çöptür. LAW tek atımlık, sonra çöpe atımlık bir silahtır. Hiç kimse kullanılmış LAW'ı bir daha kullanılabilir hale getiremez. Çok abartmış olabilirim şöyle diyeyim LAW, anlayacağınız dille "bomba"sı ve sevk fişeği silahla bütün bir roketatardır. Kurulup patlatıldığında bir daha mermi takılamaz, takılsa da sevk edecek madde de yandığından bir daha ateşlenemez.

Yüzlerce piyade mermisi çıkmıştır. Doğrudur. Ordudan(savaşan her ordudan) mermi çalmak çocuk oyuncağıdır. İçi temiz olup da bazılarının laflarına kanacak kadar salak olanların bile yapabileceği bir iştir savaşan ordunun mensubu olup da oradan mermi çalmak. Yüzlerce yolu var da birini paylaşayım. Kansız bir astsubay veya subay doğuda intikale çıkar, yanında götürdüğü bazı mermileri birliğe dönüşte kayda "şüpheli mahalde kullanıldı" olarak geçirir. O intikalde en üst rütbeli oysa ve işi askerlerden gizli yaptıysa(kayda geçirme işini) asla su yüzüne çıkmaz.

Heh bunları geçelim daha önce yazdığım konuya gelelim. TSK personeli yetişmiş personeldir. İşini, silahını, ne durumlarda çalışıp çalışmayacaklarını bilir. Onbaşı bile bilir ki bir mühimmat toprak altında gazeteye sarılı durursa kullanılamaz hale gelir. Darbe niyetli gömüldüğü iddia edilen mühimmat sadece gazeteye sarılıdır.

Burada hemen ordunun toprağa mühimmat gömüp gömemeyeceği konusuna gelelim. Silahlı Kuvvetler ülkesini her durumda savunmak zorunluluğu hisseder ve ülkenin savunması açısından her senaryoyu önceden planlar, belgeler. En ufak birlikte bile onlarca plan vardır. Plan plan diyoruz da burada da bir hata yapıyor olabiliriz. Bahsettiğim planlar koşulludur. Yani plandan kasıt, "yapılacak şeyler"den ziyade "şu durum oluşursa yapılacak şeyler"dir. Karşı konulamayacak hava saldırısıyla eldeki tüm mühimmatın kaybı gibi bir senaryonun olabilirliği varsa-veya birlik dışında gizli silah deposu gerektiren herhangi bir senaryo- TSK bir yerlere silah gömmüş olabilir. Olmaya da bilir. Onu bilemem fakat bahsi geçen kazıların iç yüzünün farklı olduğunu bilebilirim.

Çoğumuzun Odatv.com'da izlediği görüntülerde iki gün önce çok şiddetli kar yağışı alan Ankara'da yapılan kazıda bulunan gazeteye sarılı mühimmatın nemli bile olmadığı görülmektedir. Ayrıca polis tarafından mühimmat araması için yapılan kazının baştan savmalığı da kafalarımızda soru işareti oluşturmaktadır. Yine onbaşı bile bilir ki patlayıcı mühimmat olduğundan şüphelenilen yerlerde cerrah, arkeolog nazikliğinde ve dikkatinde, yavaş yavaş çalışma yapılır. Kahraman(!) polislerimizin yaptığı gibi patlayıcı mühimmat aranan yere gidip kepçe vurulmaz, tabi altında patlamayacak kullanılmış LAW'lar olduğunu bilmiyorsan.

İşte tüm bunlar kafanızda soru işareti oluşması için yetmelidir. Kendinize sormalısınız acaba kullanılıyor olabilir miyim diye. TSK özellikle 80 darbesinde telafisi çok çok zor olan hatalar yapmıştır. Bir çok insan TSK kaynaklı haksız şiddete maruz kalmıştır. Acaba milletimizin bu yarası başka birileri tarafından kaşınıyor, kanatılmaya çalışılıyor olabilir mi? Veya Kürt meselesi. Ülkedeki Türkmen dahil hiçbir etnik kimlikten ne iyi ne de kötü durumda olan Kürt kökenli Türk vatandaşlarımız yine bazı TSK, bazı hükümet yanlışları göz önüne çıkarılarak kanatılmak isteniyor olabilir mi? Veya bunun ülkemize, mahallemize, ocağımıza bir faydası dokunabilir mi?

Bu soruları sorarak ülkemizin en büyük ihtiyacının sakinlik, dinginlik ve tek hedef doğrultusunda hep beraber ileri atılmak olduğunu düşünmenizi arzuluyorum. Cumhuriyetimiz, devrimlerini sürdürememiştir. Akılcı, bilimci tavrını devam ettirememiştir.

Halen okuduğum, "Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri" isimli bir kitap var. Din dersinin seçmeli olduğu Atatürk döneminde okutulan ders kitabı. Az biraz cümleleri günümüze uyarlayıp basmışlar. Böylesine akıldışı bir konuda bile bahsedilen konu o kadar güzel, o kadar çocuğa hiçbir saçma düşünce aktarılmadan verilmiş ki şimdiki din kitabını bulup da okumaya korkuyorum.

Konu dağıldı toparlayıp kazılara geri dönelim. Bu kazılardan iki gün önce CIA tarafından Ankara'daki polis teşkilatına, 2 gün sonra yer altından çıkacak cins tip ve markadaki bombalar hakkında kurs verildiğini biliyor muydunuz? Biz bizzat kamera kayıdıyla, polisin ağzından mühimmatların önünde duyduk. Siz duymadınız mı?

Başka başka kızgınlıklarınız olabilir. Kişisel sebeplerden ötürü devlete de onun en büyük koruyucusu TSK'ya da kızgın olabilirsiniz, nefret edebilirsiniz. Ama bilin ki yapılanlar kişisel değildi, şahsi kabahatlerdi. Ordunuzu affedin. O sizden af dilemeyecektir. Irak ordusundan nefret eden kadınlar pis Amerikan askerinin altındayken, erkekleri bunları izlemek zorundayken keşke savaşabilen bir ordumuz olabilseymiş demişlerdir. Başkaların sikini kendi ordunuza sokmak için bu kadar hevesli olmayınız. Lütfen bu aldanmışlıktan uyanınız.

Sahi siz gerçekten duymadınız mı?


Y.S.

eski

buradaBağlantı

Oh

Ferahladık. Tertemiz olduk.